Skip to content Skip to footer

ABD – İran Savaşının Asıl Nedeni Ne?

Bu, sorması kolay, cevaplaması zor bir soru. Cevaplaması hiç de kolay olmayan, aynı anda birçok değişkene birden bağlı olan cevabı yazabilmek için günlerdir düşünüyorum.

Geçmiş:

İsrail, Kağıtçıların parası ve İngiliz hükümetinin bir kolunun desteği ile kuruldu. Fikrin oluşması kuruluştan çok daha eskilere gider. 1917 Balfour Deklarasyonu, İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour’un Lord Rothschild’e yazdığı, Filistin’de “Yahudi halkı için ulusal bir yurt” kurulmasına yönelik İngiliz desteğini taahhüt eden 67 kelimelik bir mektuptu. 2 Kasım 1917’de yayınlanan bu deklarasyon, I. Dünya Savaşı sırasında Siyonist desteği sağlamayı amaçlarken, paradoksal bir şekilde %90’dan fazla yerli Arap çoğunluğunun yaşadığı bir toprak vaat ediyordu. Bu belge, “Filistin’deki mevcut Yahudi olmayan toplulukların sivil ve dini haklarına zarar verebilecek hiçbir şey yapılmaması” şartıyla, bir Yahudi ulusal yurdunu destekliyordu.

Şimdi:

Ancak şu anda Kağıtçıların asıl derdi, bankalardaki trilyonlarca dolar mevduatın kriptoparaların tarafına kaçması ve sanal olarak 100-150 kat şişirilmiş sanal altın/gümüş kontratları balonunun Baş Taşçı Fink’in başını çektiği token’laştırma hamlesi sonucunda patlatılması tehdididir. Bu hamlenin birinci aşaması GENIUS kanunu idi. İkinci aşamasına ise CLARITY kanunu ile geçeceklerdi. (İkincisi için Not.1’e bakınız)

Larry Fink son Davos’ta açıkça Kağıtçılara meydan okudu. Zaten yıllardır Davos toplantılarını düzenleyen WEF’in kurucusu Klaus Schwab’ı da elimine etmişler ve yerine Fink’i görevlendirmişlerdi.

Taşçılar, Trump’ın ikinci adaylığının başından beri onu destekliyor ve beraber hareket ediyorlar. (Kitabımda bu süreç adım adım anlatılıyor). Kağıtçıların tıkanmış olan fiat para sistemini yıkarak, (1973’den 2023’e Kağıtçılarla ortak oldukları) Petro-dollar sistemi yerine emtia endeksli yeni bir yapı tasarladılar. Hatta ben kitabımda bu sistemi yıkacak hamleyi Taşçıların önce ruble için tasarlamakta olduklarını yazmıştım. Orada da Kağıtçılar ve derin Amerikan devleti, bu tasarıyı sezinleyip Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasını teşvik etti. Ajitasyonun başı Victoria Nuland gibi CIA ajanları orada Kağıtçıların adına çalışmaktaydılar. Aynı ekip hemen sonra Rusya’dan Avrupa’ya gaz taşıyan deniz altı borularını da sabote etti.

Ancak kitabımda yaptığım tahmin gerçekleşmedi ve Putin ve Rusya devlet idaresi Kağıtçıların kontrolündeki Rusya merkez bankasını yenemedi. Ruble’yi emtia endeksli bir global rezerv para yapamadılar. Denemeye çalıştılar ama hemen vazgeçtiler. Onun yerine beyhude bir şekilde BRICS parası etrafında debelendiler.

Bu sefer, Taşçılar rubleyi emtiaya endeksleme fikrini ortaya atan stratejist Zoltan Pozsar’ı aynı planı ABD doları için yapması amacıyla tuttular. ABD dolarını rezerv olmaktan çıkarıp uzun vadeli Amerikan borcuna endeksli bir kriptopara ile paralel işletme fikrini çıkardılar. Buna uygun bulunan kriptopara USDT (Tether) ve diğer stabilcoin’ler oldu.

Danışman Zoltan Poszar ile Trump’ın yanındaki Taşçı onaylı ekip (Stephen Miran, David Sachs, Howard Lutnick vb.) bu iki kanunu, GENIUS ve CLARITY Act’i kaleme aldı.

Birincisi 2025 yazında kanunlaştı, stabil coin’leri düzenledi, bunların arkasına %100 oranda ABD borç kağıtlarının konulması kanunen şart koşuldu.

İkincisinin kanunlaşması bu seneye kaldı. Tam Şubat ayında Kongre’de tartışmalar sürerken birdenbire İran savaşı çıkartıldı ve 28 Şubat günü saldırı başladı.

Kanunun üzerindeki çalışmalar savaş gerekçesiyle ertelendi. Zira ikinci kanun, CLARITY olduğu gibi yasalaşsaydı bankacılık sektörü ve fiat paralar için ölüm ilanı olacaktı. Tüm balonları patlatabilecek korkutucu bir yasaydı. Kağıtçılar ne yapıp ne edip bu kanunu engellemek zorundaydı. (Bu amaçla yapılan lobi çalışmaları için Not.2’ye bakınız)

Jamie Dimon’a acil görev verildi, adam bankacılık sektörü adına tüm TV kanallarını dolaşarak etrafa ve özellikle blokzincircilere tehditler yağdırdı. Halbuki daha bir hafta önce “16 trilyon dolarlık tokenization yaptık, bu harika bir şey” filan diyordu. (Önüne konan kağıta yazanları okuyan biri olduğunu gördük.)

Kağıtçılarla İsrail’i bugün bir araya getiren ortak nokta, işte bu aciliyet durumuydu.

Trump bu gereksiz savaşa nasıl ikna edildi? Bunun arkasında ne olduğunu öğrenmemiz belki çok ileride olacaktır. Şu anda işin içinde Epstein veya benzeri bir şantaj enstrümanı olduğunu tahmin edebiliyoruz. Savaş, Trump yönetiminin şovu ve İsrail lobisinin baskısıyla aceleyle başlatıldı. “2-3 günde bitecek” beklentisiyle gaza gelindiği, ancak işlerin uzadığı görünüyor.

Yani:

Savaşın alelacele başlatılması, Kongre’nin dikkatini tamamen dış politikaya ve savunma bütçesine kaydırarak CLARITY kanunun rafa kaldırılması içindi.


Not 1: CLARITY Act Nedir?

Digital Asset Market Clarity Act of 2025 (H.R. 3633), dijital varlıklara ve kriptoya düzenleyici netlik getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir yasa tasarısıdır. Temsilciler Meclisinden geçen senenin Temmuz ayında 294’e karşı 134 oyla geçti. Senatonun Bankacılık Komitesinde ise stablecoin yield (stabil paraların getirisi) maddesi nedeniyle defalarca tıkanıklık yaşandı (Ocak 2026 hedefi ertelendi, Mart 2026’da Alsobrooks-Tillis uzlaşması gündeme geldi). Amaç, SEC ve CFTC arasında yetki ayrımı yapmak, dijital varlıkları üç ana kategoriye ayırmak ve piyasa yapısını düzenlemekti.

Stablecoin’lerin CLARITY Act’teki Tanımı ve Kategorisi

  • Stablecoin’ler, onaylanmış ödeme coin’ler olarak ayrı bir kategori altında ele alınır.
  • Tanım: Ödeme veya mutabakat amacıyla kullanılan, ulusal para birimine (örneğin USD) sabitlenmiş dijital varlık. İhraççısı federal veya eyalet denetimine tabi olmalı ve sabit değerde geri alım/tahsis taahhüdü vermelidir
  • Önemli ayrım: Stablecoin’ler “digital commodity” (dijital emtia) veya “security” (menkul kıymet) kapsamı dışındadır. Bu konu, 2025’te çıkan stablecoin ihraç yasası GENIUS Act ile uyumludur.
  • Denetim: İhraççılar için bankacılık/credit union düzenleyicileri ön planda; işlemler için SEC ve CFTC, kayıtlı platformlar üzerinden paylaşımlı yetkiye sahip olurlar.

En Tartışmalı Konu: Stablecoin Yield (Getiri) Maddeleri

Bu, Senato’daki en büyük engeldi ve banka lobisinin yoğun baskısıyla şekillendi. Bankalar, stablecoin’lerin “faiz benzeri getiri” sunmasını geleneksel mevduat hesaplarına (savings account) rakip olarak gördü. Böyle bir rekabetin bankalardan mevduat kaçışına (deposit flight), bankaların kredi verme kapasitesinin azalmasına ve sistemik risklere yol açacağını savundular.

Ana kurallar (GENIUS Act + CLARITY Act Senato versiyonu):

  • Yasaklanan: İzinli ödeme stablecoin ihraççıları (Circle, Tether benzeri) veya dijital varlık hizmet sağlayıcıları (exchange’ler, platformlar), sadece tutma (holding) nedeniyle faiz, getiri veya ödül ödeyemez. Yani pasif olarak stablecoin cüzdanda tuttuğunuz için “otomatik yield” verilemez.
  • İzin verilen (activity-based rewards): Ödül, gerçek kullanıma bağlı olabilir.
  • Örnekler:
    • İşlem yapma, ödeme gönderme, settlement.
    • Cüzdan/platform kullanımı, sadakat programları, merchant rebate’leri.
    • Likidite sağlama, staking, governance katılımı veya diğer ekosistem aktiviteleri.
  • Ek kısıtlamalar (özellikle Mart 2026 Alsobrooks-Tillis uzlaşması):
    • Ödül programı, banka mevduatına benzetilemez (FDIC sigortası, risksiz getiri gibi pazarlama yasak).
    • Üçüncü taraflar veya affiliate’ler üzerinden dolaylı getiri sınırlı.
    • Bazı taslaklarda işlem verilerine erişim kısıtlanarak “dolaylı getiri hesaplaması” zorlaştırıldı.

Bankaların argümanı: Stablecoin yield, düzenlenmemiş “gölge bankacılık” yaratır ve geleneksel bankaları dezavantajlı kılar.

Kripto endüstrisinin karşı argümanı: Yield, rezervlerde tutulan Hazine bonolarından (T-bills) elde edilen getirinin paylaşımıdır; rekabeti öldürmek inovasyonu engeller ve kullanıcıları dezavantajlı kılar. Coinbase gibi şirketler bu nedenle taslağa destek vermedi. Bu yield kısıtlaması, Senato Bankacılık Komitesi taslağında (Ocak 2026) ve Mart 2026’daki revizyonlarda banka lobisinin taleplerine paralel şekilde güçlendirildi. Kripto tarafı (Coinbase, Stripe vb.) “banka dostu” metne itiraz etti; bu da hedeflenen süreci geciktirdi.

Diğer İlgili Stablecoin Hükümleri

  • Anti-fraud ve anti-manipulation yetkisi: SEC, kayıtlı platformlardaki stablecoin işlemlerinde sınırlı yetkiye sahip.
  • Pazarlama yasağı: Stablecoin’lerin “mevduat” veya “FDIC sigortalı” gibi sunulması yasak.
  • Eyalet-federal yetki: İhraççılar için federal denetim ağırlıklı, ancak bazı eyalet roller korunuyor.
  • Amaç: Stablecoin’leri ödeme aracı olarak teşvik etmek, ancak mevduat ikamesi olmalarını önlemek.

Genel Durum (Mart 2026 Sonu İtibarıyla)

Temsilciler Meclisi versiyonu daha esnekti; Senato versiyonu banka lobisinin etkisiyle yield konusunda daha kısıtlayıcı hale geldi. Alsobrooks (Demokrat) ve Tillis (Cumhuriyetçi) vekiller arasındaki “prensipte anlaşma”, yield’i pasif-olmayan hareketler ile sınırlayarak hem inovasyonu koruma hem mevduat kaçışını önleme iddiasındaydı. Ancak Coinbase gibi oyuncular hâlâ tam destek vermediği için süreç belirsizliğini korudu. Savaş dönemi (28 Şubat 2026 sonrası) Kongre’nin dikkatini Savaş Harcamaları ve savunma oylamalarına kaydırınca, CLARITY kanun çalışmaları ertelendi.

Not 2: Bankaların CLARITY kanununa karşı lobicilik harcamaları

  • American Bankers Association (ABA): 56.7 milyon dolar federal lobicilik harcaması yaptı. Bu rakam doğrudan stablecoin yield hükümlerine karşı yürütülen kampanyayı kapsıyor. ABA, yield’in “mevduat kaçışına” (deposit flight) yol açacağını ve geleneksel bankacılığı tehdit edeceğini savunarak CLARITY Kanun taslağını çıkartılmasını engellemeye veya içeriğini değiştirmeye çalıştı.
  • Ticari Bankalar Sektörü: Toplam 77 milyon dolar civarında lobi harcaması yaptı. Bu, birden fazla banka ve derneği kapsıyor; CLARITY Act, GENIUS Act ve stablecoin düzenlemeleri birçok bankanın disclosure formlarında yer aldı.
  • CLARITY Act ve ilgili stablecoin konuları üzerine odaklanan toplam banka lobisi: Washington Examiner analizine göre, 14.6 milyon dolar+ doğrudan bu yasaya ve faiz mevzusuna ayrıldı.

Diğer Önemli Detaylar

  • Bank Policy Institute gibi büyük dernekler de milyonlarca dolar harcadı (örneğin 2.73 milyon dolarlık bir raporlanmış harcama).
  • Bankalar, yield yasağını “trilyonlarca dolarlık mevduat kaybı” ve yerel kredi (lending) daralması riski olarak çerçevelediler. Bu argüman, Senato Bankacılık Komitesindeki tartışmalarda etkili oldu ve yield’in “pasif tutma” yerine sadece “aktivite bazlı” (işlem, likidite sağlama vb.) ödüllerle sınırlanmasına katkıda bulundu.
  • Karşı taraf (kripto): Coinbase, Circle, Ripple gibi firmalar da yoğun lobi yaptı ancak banka tarafı daha geleneksel ve güçlü bir ağa sahipti. Kripto tarafı, yield’in rezervlerden (T-bills) gelen getirinin paylaşımı olduğunu savunuyordu.

Özetle:

2025’te toplam federal lobi harcaması rekor kırarak 5 milyar doları aştı. Bankacılık sektörü bu artışta önemli pay sahibiydi; stablecoin ve kripto düzenlemeleri, bankaların en öncelikli konularından biri haline geldi.

Bu rakamlar, banka lobisinin CLARITY Act sürecinde (özellikle Ocak-Mart 2026 arası Senato tıkanıklığında) ne kadar sistematik ve yüksek maliyetli bir mücadele verdiğini gösteriyor. Getiri konusu, bankalar için “varoluşsal tehdit” olarak görülmüş ve harcamalar buna göre yoğunlaşmış.

Bir Yorum Yazın

Paraya sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin