Bir önceki yazımda (Patron Çıldırdı) Ağustos ayı başında gerçekleşen çok ama çok önemli bir gelişmeyi haber vermiş ve bunun konuya alaka göstermesi gerekenlerce yeterince anlaşılmadığını düşündüğümü yazmıştım. 1 Ağustos günü Beyaz Saray kendi sitesinden bir kripto raporu yayınladı. Bu raporla da dünyanın ekonomik dengelerinde deprem yaratacak bazı kararları açıkladı. Sonra, Ağustos ayı boyunca okuduğum yazılardan değişimin ne derece büyük ve önemli olduğunu daha da net anladım. Bu yazıda anlatacağım, bence, 1971’de Nixon’un doların altınla bağlantısını koparmasından bu yana dünya para sisteminde gerçekleşen en önemli gelişme.
Şimdi size tam olarak nelerin değiştiğini anlatacağım.
Belçikalı ekonomist Robert Triffin’in adını taşıyan Triffin İkilemi, bir ülkenin para biriminin aynı zamanda dünya rezerv para birimi olarak da hizmet verdiği durumlarda ortaya çıkan paradoksa işaret eder. Bugün ABD doları tam da bu durumda.
Para birimine olan küresel talebi karşılamak için, para birimini ihraç eden ülke sürekli ticaret açıkları vermek zorunda kalır. İhraç ettiği mal ve hizmetlerden daha fazlasını rezerv para birimi cinsinden ihraç etmek zorunda kalır. Bu düzenleme küresel büyümeyi desteklemeye yardımcı olabilir, ancak zamanla para birimini ihraç eden ülkenin endüstriyel altyapısını yıpratır, borç biriktirir ve ekonomiyi daha kırılgan hale getirir.
Eğer bu ülke açık vermeyi bırakırsa, dünya rezerv para kıtlığıyla karşı karşıya kalabilir; ticaret yavaşlar ve diğer ülkeler alternatif sistemlere yönelir. Ancak bu açıkları vermeye devam ederse, bu defa da borç ve dengesizlikler artar ve o ülke halkına zarar vermeye başlar. İşte çıkmaz tam da budur.
Dolayısıyla, ABD ekonomisinin son 20 senede neden bu kadar finansallaştığını, borca neden bu kadar bağımlı olduğunu ve “hizmetlere” neden bu kadar fazla yöneldiğini merak ettiyseniz, işte sebebi bu ikilemde gizli.
Ve Stephen Miran devreye girer
Stephen Miran isimli bir fon yöneticisi Trump’ın seçilmesinin üzerinden henüz bir hafta geçmemişken bir manifesto yayınlar. 41 sayfalık bu kapsamlı manifesto “A User’s Guide to Restructuring the Global Trading System” adını taşımaktadır. Yani, “Küresel Ticaret Sisteminin Yeniden İnşası İçin Kullanıcı Kılavuzu”. İşte Trump yönetiminin erken icraat olarak ticaret hadleri ile uğraşmasının arkasında Miran’ın bu kılavuzu ve kılavuzun iki ana kullanıcısı olan Scott Bessent ve Howard Lutnick gibi bakanlar var. (Bu arada, ticarette küresel kullanımı en az bin yıllık olan tariff kelimesi, Arapça “bilmek” yani r-f kökünden geliyor. Arif’e tarif gerekmez lafının iki ucu da aynı köke dayanıyor).
Miran’ın kılavuzu, Amerika’nın dev bir balon haline gelmiş olan borcunu bir utanç abidesi olmaktan çıkarıp, bir kaldıraç haline getirmek üzere detaylı bir plan içermekte. Bunu yapmak için de öncelikle doların rezerv para özelliğini bir yük olmaktan çıkartıp bir pazarlık kalemi haline getirmeleri gerekiyor. Miran planının amacı, Trump yönetimi eliyle dolar ve stabil-coin’ler
üzerinden tüm küresel ekonomik yapıyı ABD’nin lehine yeniden tasarlamak.
Bunu yaparken de Fed ve büyük bankaların borç ödemek için kağıt para basarak yeni borç üretme oyununa ve bunun CBDC denilen dijital para basma uzantısına artık dur deniliyor. Plan, bundan sonra Dünya ticaretinde, devletler arası ödemelerde banka dolarının kullanımı yerine, blokzincirlerde kayıtlı Tether (USDT) ve USDC gibi özel stabil paraların kullanılmasını öneriyor.
İşte bunların hepsi çok köklü değişimlerin önümüzde yattığını, çok yakında bunları göreceğimizi söylüyor.
Doların resetlenmesi ne demek?
Stabilcoin kullanınca dolar reset mi oluyor ki diye sorabilirsiniz. Doların reset’lenmesi tabirinin arkasında yatan asıl iş şu:
Triffin İkilemi nedeniyle problemler yaşayan ABD ekonomisinde, uzun zamandır endüstriyel üretim ve ihracat olmuyor. Amerika, onyıllardır tüm dünyaya Amerikan hazinesinin uzun vadeli senetlerini, yani borcunu ihraç ediyordu. Endüstriyel üretim tabanını daha 1990’larda kaybetmeye başlamış olan ABD, artık hemen herşeyini dünyanın fabrikası Çin’den satın alıyor, karşılığında dolarlarını veriyordu. Uzun vadeli borçlanma senetlerini de, başta emtia satın aldığı ülkeler olmak
üzere dünyanın bir çok devletinin hazinesine zorla satın aldırıyordu.
Şimdi ortaya çıkan bu yeni planla Amerikan Devleti, rezerv para doların ticari değiş-tokuşlarda kullanımının devam etmesini ancak Amerikan hazine borçlanma senetlerinin yerini başka bir saklama değerinin, yani başka bir varlığın almasını istiyor. Bu başka varlık ne olacak? “Store of value” (değer saklama) denilen fonksiyonu, uluslararası piyasalarda doların yerine ne dolduracak? Burada cevap aranan soru bu.
Doların rezerv para olmasını sağlayan asli üç fonksiyonu var. Bunların ikisi, yani global ödeme aracı ve muhasebe birimi olmasını kaybetmek istemiyorlar. Miran dahil Trump’ın beyin kadrosu bu iki özelliği tutmaya devam edip, bu rolleri bundan sonra Tether ve USDC gibi “özel sektör” blokzincir dolarlarına devretmek istiyorlar. Rezerv paradaki üçüncü fonksiyon olan doların değer saklama aracı olmaklığını ise hazine bonolarından alıp bitcoin ve altına vermek istiyorlar. Yani yastık altı dolarlarımızı satıp bitcoin ve altın almamızı istiyorlar. Hatta bireyleri geçtik, asıl devletlerin hazinelerindeki dolar borç senetlerini (hazine bonolarını) satarak bunların yerine BTC koymayı özendirmek istiyorlar.
İlk aday bitcoin
Saklama aracı işinde, şu anda Trump ekibi bitcoin’e öncelik vermiş gibi duruyor. Özellikle “Patron Çıldırdı” başlıklı yazımda gösterdiğim altı ay öncesiyle kıyaslamalı bitcoin sahipliği tablolardan anlaşıldığına göre bu varlık, global bir değer saklama aracı olmaya bir numaralı aday. Öyle olmalı ki, Trump ve ailesi de Tether’in arkasında duran finans şirketinin eski CEO’su ve şu andaki ABD Ticaret Bakanı Lutnick de son aylarda binlerce BTC satın almışlar.
İkinci aday ise, token haline getirilmiş altın, yani “altın-stabil-coin”. Bugün için stabil-coin denilince dolara veya TL’ye endekslenmiş token’lar, mesela USDT ve USDC akla geliyor. Bir de bunlar aslında coin değil token. Çünkü USDT ve diğerleri, başka başka ve birden fazla blokzincir üzerinde çalışan mini programlar. ABD’nin yeni dolar resetleme planına göre, alış-verişlerde Tether ve benzeri stabil-coin’ler kullanılırken, ticari işlemlerde ve hazinelerde teminat olarak artık token formunda altın veya BTC kullanılacak. Hazine bonolarının ve ABD borç kağıtlarının bundan böyle dinamik ticarette dayanak varlık olmaktan çıkartılması hızlanarak devam edecek.

Altının önü açılıyor mu?
Bu gelişmeler bana önümüzdeki dönemde token formundaki altının, örneğin gram altına endeksli ERC-20 token’lerinin önünün çok açık olduğunu söylüyor. Fiziksel altının pasif bir şekilde devletlerin hazinelerinde ve yastık altında saklanmasına alternatif olarak tokenize olmuş altının dinamik dolaşıma (yani tedavüle) girmesi çok farklı sonuçlara gebe bir gelişme olur. Bitcoin’in ülkeler arası ticarette “settlement” amacıyla kullanılması mümkün değil, zira fiyatında bir gün içinde bile yüksek oynamalar olabiliyor. Ancak, stabil-coin dolarlarda ve tokenize altında bu tür bir oynaklık olması beklenmiyor.
Nemalandırma konusu
Bir diğer konu da şu: Bitcoin ve bazı altcoin’ler durdukları yerde, kripto cüzdanlarımızda nemalandırılabiliyorlar. Bunun için kripto sektöründeki girişimler tarafından sürekli yeni sistemler geliştiriliyor. “BTC yield veriyor”, halkımızın bile artık kullanmaya başladığı tabirle, ama dünyadaki toplam 23 trilyon dolarlık altın varlığı token haline gelmediği müddetçe ekonomik değer yaratımında kullanılamıyor, yatırıma veya ödemelerde “settlement layer” olmaya dönüşemiyor.
İşte bunun önünü açacak olan gelişme yavaş yavaş da olsa insanların elindeki fiziksel altının tokenize edilip yatırıma, ama pasif yatırıma değil, KOBİ finansmanı gibi dinamik ve faydalı değer yaratımına dönüşmesi.
Şimdi neler olması bekleniyor?
- Trump yönetimi kısa süre sonra Stephen Miran’ı Fed’in yönetim kurulunda oluşan bir üye açığını doldurmakta kullanacak. Bunun için hazırlıklar tamam.
- Fed’e karşı yeni ABD yönetiminin bir tür mücadele içinde olduğu açık. Burada göreceğiniz makale ile de tüm dünyada Merkez Bankaları, stabilparalar ve tokenlaştırma konularında bir anda inovasyon arayışına başladı.
- Dünyanın diğer merkez bankaları da artık kapalı kapılar arkasında dijital dolar veya dijital ulusal paralar yapmaya çalışmak yerine, ABD yönetiminin bu yeni açılımının gölgesinde kalmayıp, yeni inovasyonlara yelken açsa daha iyi olacak gibi duruyor.