Skip to content Skip to footer

Çok Yıkıcı Bir Yenilik Geldi: x402

Geçen hafta beni çok etkileyen bir gelişme oldu: x402 adıyla anılan bu yenilik hayatımızı ciddi bir şekilde değiştirme potansiyeline sahip.

Hayatımız internet üzerinde, web sitelerinde geçiyor. Bu sürede, farkında olmadan bir çok HTTP kodu çağırıyor ve kullanıyoruz. İşte bunlardan bir tanesi “HTTP-402 Payment Required (ödeme bekleniyor)” çağrısı. Örneğin Trendyol’da ödeme sayfasına girip “satın al” tuşuna bastığımızda içinde olduğumuz sayfa bu kodla bir ödeme çağrısı üretiyor. Bu çağrı da sizin kredi kartınızı, eğer sitede daha önceden kayıtlı ise önünüze gelmesine ve sizin ödeme yapmanıza sebep oluyor.

İşte, geçen ay sonunda duyurusu yapılan “x402” isimli protokol, HTTP web çağrısı 402 durum kodunun makine-okunabilir hâle getirilmesiyle geliştirilen yeni bir ödeme protokolü.

Amaç: İnsan odaklı ödeme sistemlerinin sınırlamalarını aşmak ve makineler (örneğin AI ajanlar, yazılımlar, API istemcileri) arasında “değer transferi”nin, veri alışverişi kadar doğal ve otomatik olmasını sağlamak.

Yukarıdaki örnekten yola çıkarsam, x402’in bir kullanımı şöyle olabilir: Trendyol’un ödemenizi banka üzerinden (veya İyzico’dan) değil, doğrudan doğruya sizin blokzincir cüzdanınızdan kendi cüzdanına alması ve anında hesabına işlemesi. Böylece aracılar ve aracı komisyonlarından arınmış bir alış-veriş deneyimi oluyor. Yani, x402 açık bir standart ve geleneksel ödeme yöntemlerine (örneğin, kredi kartlarına) alternatif olmaya çok yakın. 2017’de “bankalar bir gün postane olacak!” dediğimde, çomak sokucu olarak tam da bu tür bir yeniliği kastediyordum.

Cloudflare ve Coinbase bu protokolü yaygınlaştırmak için x402 Foundation adıyla bir vakıf kurmayı planlıyorlar. İşin içinde kripto cüzdanlar olunca tabii iş çok ilginçleşiyor. Bir anda aradan bankalar ve ödeme aracılığı yapan kuruluşlar çıkıyor, işlemler aracısız gerçekleşebiliyor.

Gelelim Asıl Meseleye:

Şimdi bu yeniliğin neden benim tarafımdan özellikle önemli görüldüğüne geleyim: World Wide Web ile şimdi artık Web1 adı verilen yenilikler serisi hayatımıza girdiğinden beri, dijital formdaki şarkı, film, karikatür, oyun, kitap gibi eserlerin, (internetten indirildiğinde) tüketim bedelinin nasıl ödeneceği üzerine düşünmekteyim. Bu problem henüz layıkıyle çözülmüş değil.

NFT, yani ERC-721 token standardı 2019’da icat edildiğinde problemin çözümü konusunda çok büyük yol katedilmişti. Ancak hala bir şeyler eksikti, devre henüz kapanmamıştı!

Kapanmamıştı, çünkü henüz dijital formattaki eserlerin tüketildiği tarayıcı veya e-book reader gibi uygulamaların içinde sanatçıların haklarını NFT üzerinden koruyacak çözümler tüketime bağlanmamıştı. Buna büyük ihtimalle Spotify, Instagram, Facebook gibi uygulamalar da mani oluşturacaklar. Dünyanın en büyük reklam şirketi olan ve 257 milyar dolar yıllık reklam cirosu olan Google’ın, web üzerindeki iş modeli bu devrenin kapanması ile büyük tehdit altına girecek.

Bakın bu devre nasıl kapanabilir:

Yiğit Özgür (YÖ) karikatürleri üzerinden örnek vereyim. YÖ’nün karikatürlerinin ülkemiz internetinde (devamlı olarak) her ay yüz milyonlarca görünümü vardır. Bu kişisel bir tahmin olmakla beraber muhtemelen yanlış değil. Bir web sitesinde veya Instagram/Facebook benzeri bir app içinde, bir YÖ karikatürünü her gördüğünüzde, eser sahibi 5 kuruş kazansaydı Yiğit’in aylık (vergiden önce) geliri 5 milyon Türk Lirası olacaktı. Normal şartlarda bu kazanç olmalıydı, zira uygar bir dünyada bu denli çok sevilen ve tüketilen bir karikatür evreni, yaratıcısına bu seviyede bir kazanç getirmeliydi. Yani anormal olan Yiğit Özgür’ün ayda 5 milyon lira kazanması değil, anormal olan bu denli tüketime karşın SIFIR TL kazanıyor olması.

Bizim hergün internette gezinirken ürettiğimiz ticari iz ile, sadece ülkemizde Google ve Meta (Facebook) firmasına bir yılda kazandırdığımız para 1.5 milyar dolara yakın. Gerçek rakamı bilmiyoruz çünkü ülke ülke açıklamıyorlar. Bu tahmin iki firmanın da dünya cirolarının %0.30’unun ülkemizde yapılıyor olması hesabına göre yapıldı. (Muhtemelen gerçek sayılar benim tahminimden epey yüksek.)

Bu paranın kullanıcılara dağıtılması durumunda ne olur? Grok, internette aktif olarak dolaşan ve iz bırakan, aynı zamanda alış-veriş de yapan vatandaş sayımızı 35 milyon, düzenli e-ticaret yapanları da 24 milyon olarak tahmin etti. Bir yıllık e-ticaret hacmimiz de 55-60 milyar dolar. Bu paranın yüzde beşini (yine bize yapılan satıştan) pazarlama/ satış masrafı olarak biz tüketiciler kendimize alabilseydik, aramızda 3 milyar doları paylaşıyor olacaktık. Bugün kazanmadığımız bu 3 milyar doları 30 milyon kişiye böldüğümüzde de yılda 100 dolar ediyor.

Türkiye’de, aktif kullanıcı başına ayda 7-8 dolarlık bir bütçemiz varmış da biz bunu Google ve Meta’ya (ve başka aracılara) ödüyormuşuz diye düşünün siz. Aslında bugün online reklam şirketleri bu miktarları muhtemelen kazanmıyor, ancak yapılan e-ticaret cirosundan böyle bir gelir potansiyelimiz var. Yani bastırsak alabileceğimiz rakamlar bu seviyede.

İşte aktif kullanıcı başına ortalama ayda 8 dolar alsak, bu 300-320 TL ediyor kişi başına. Biz şimdi bu parayı kazanacağız ya, bu kazancı bakkal süpermarket alış-verişine, Getir, Yemek Sepeti alımlarımıza da dahil edebilsek, ayda 500-600 TL cüzdanımıza gelir kaydedebilirdik. Burada yazdığım miktarın gelir olarak cüzdanımıza girmesi için, şehirlerde yaşamamız, nefes almamız ve bir şeyler yiyip içmemiz yeterli. Tabii, bu sayılar ortalama: Bazı vatandaşlar 1500-1600 TL alacak, bazıları da 100-200 TL.

İşte, aracıları kesebilirsek cüzdanlarımıza ekstra olarak alacağımız bu paraları, yine aynı tarayıcılarda tükettiğimiz, müzik, fotoğraf, film, karikatür, şiir, kitap gibi eserlere harcayabiliriz. Bu harcamayı, bizim için, neleri ne kadar sevdiğimizi ve izlediğimizi bilen Yapay Zeka ajanları, kuruşlar seviyesinde içerik sahiplerinin kripto cüzdanlarına (token formunda) yollayabilirler. Böylece, YouTube, Facebook ve Instagram gibi aracılar tarafından soyulmamıza gerek kalmayacak. Bu şirketler ya iş modellerini değiştirecekler ya da yok olacaklar. Mesajlaşmamızı, sosyal mecralarımızı, paylaşımlarımızı da bizler peer-to-peer yani eşten-eşe yeniden kurgulayacağız. (Not: Brave adlı tarayıcı bir zamanlar buna benzer vaadlerle BAT diye bir token çıkartmış ve 10 dakikada 35 milyon dolar yatırım toplamıştı. Sonrasında bu token’dan bir hayır gelmedi. Brave tarayıcısı da yaptığı takiple ilgili kapalı devre kuramadı ve içerik tüketimi sorununu çözemedi.)

Son Olarak, x402 İşlemlerinin Özeti:

Makine-makine ödemesi: İnsan müdahalesi olmadan, yazılımlar, ajanlar, API istemcileri gibi makineler kendi başlarına ödeme yapabilir.

Mikro ödeme desteği: Küçük tutarlar (mikro ödemeler) için uygun; abonelik yerine “kullandıkça öde” modeli.

Deferred Payment (Ertelemeli Ödeme) Şeması: Bazı durumlarda (örneğin çok sayıda istek, bot kullanımı vb.) ödeme anında yapılmayabilir; toplu veya ertelenmiş abonelik mekanizması kullanılabilir.

Çoklu ödeme yolları: İlk aşamada stablecoin (kripto para gibi) ile ödeme desteği planlanıyor. Ama hedef, kredi kartı, banka hesapları gibi geleneksel ödeme yöntemlerini de entegre etmek.

Açık ve tarafsız yönetim: x402 Vakfı, protokolün açık, çok katılımcılı ve telifsiz olması yönünde bir yapı kurmayı amaçlıyor, modelin tek bir şirketin tekeline dönüşmemesi hedefleniyor.

Bir Yorum Yazın

Paraya sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin