2019 yılının sonunda patlak veren Covid salgınından sonra dünyada yaşanan önemli değişim hem uluslararası ilişkiler disiplininde hem de finans piyasalarında tarihi kırılmalara yol açtı. İran – İsrail Savaşı ve ABD – Çin denkleminde yaşananlar ise bu değişimin en çarpıcı örnekleri oldu.
7 Yıllık Süreçte Neler Oldu?
2019 yılından bu yana yaşanan değişimleri tüm detaylarıyla ele almak elbette zor olacak. Fakat kısaca neler olduğuna gelin birlikte bakalım.
Covid krizi öncesinde uzun bir süredir yaşanan gelir adaletsizliği konusu, sadece sömürülen ülkelerde değil artık batı bloku içindeki merkez ülkelerin vatandaşlarını da vurmaya başlamıştı. İspanya’da halk sokaklara dökülüp ev alamadıklarına yönelik eylem yaparken, ABD’deki kitleler de yaşam standartlarındaki düşüşten ve enflasyondan şikayet ederek politikacıları protesto etmeye başladı.
80’li yıllardan sonra dünyanın düzeni finans kapital ekseninde ilerlediği için 2020 yılında yaşanan Covid çöküşü, tüm dünya piyasaları için yeni bir kırılıma yol açtı. Tüm bu gelir adalesizlikleri ekseninde 1830-48 ihtilalleri benzeri bir kitlesel isyanla karşılaşmak istemeyen sermaye sınıfı ve politika yapıcılar, benim görüşüme göre ve sonra yaşanan gelişmelerin gösterdiğine göre dağıtım ekonomisine geçme kararı aldılar.
Yani artan işsizlik, dünyadaki savaşlar, enerji kaynaklarına artan ihtiyaç (yapay zeka gelişmeleri) çerçevesinde özellikle batılı merkez ülkelerin vatandaşlarına, yaratılan sermayeden bir pay verme konusunda yeni bir kapı açmış oldu.
Bu dönemde BlackRock gibi şirketlerin Bitcoin’e ilgisi, bireysel yatırımcıların kripto paralara olan ilgisi, Fed başta olmak üzere eski tip para basıp sorun çözelim felsefesinden dönüş, ekonomik sorunların kaynağı olarak küreselleşme döneminde hakim iktidar olan neo-liberal ideolojinin savunduğu (woke kültür, göçmen politikaları, kadın ve lgbt haklarının korunması) konulara tepkinin artması, bu değişimin hazırlayıcısı konumundaki önemli gelişmeler.
ABD – Çin Gerilimi ve Yeni Eksen
Tüm bu değişimler yaşanırken, batı devletlerinde biraz önce saydığım hakim ideolojiye olan tepkiyi fırsat gören popülist iktidarlar, bu kavramlara karşı radikal bir duruş sergileyerek seçimleri kazanmaya başladılar.
Herkesin malumu olduğu gibi en büyük temsilcisi de ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump, parti ve politikalardan bağımsız şekilde yukarıda yazdığım değişim beklentisini dağıtım ekonomisiyle kapatmaya çalışan sermaye sınıfı için de “Deli Kral” rolünü en iyi uygulayabilecek kişiydi.
Trump başa geçtikten sonra Çin başta olmak üzere tarife politikalarıyla yeni bir birikim modeli oluşturdu ve artan kaynakları ABD vatandaşlarına dağıtacağını söyleyerek radikal değişim sinyallerini verdi. Elbette kendisinin yönteminden memnun olmayan büyük bir kitle var ancak hiçbir aktör değişimin kendisine karşı bir pozisyonda değil. Sadece yöntem tartışmaları önemli.
Çin ile yaşanan gerilimden ve yöntemden memnun olmayan sermaye sınıfı, iç politikaya uygun olarak resesyon ve kriz gibi korkuları besliyor olsa da (bunlar elbette yaşanabilir) sürecin sonunda yaşanacak olanlardan kaçınmıyorlar. Yine de ABD Hazine Tahvilleri ve altın, gümüş gibi değerli metaller üzerinden bu düzen değişimine karşı hamleler yapabiiyorlar.
Çin de benzer bir yöntem kullanarak özellikle ABD Tahvili satıp altın alarak tarife hamlelerini cevapsız bırakmadı. Yaşanan tarihi değişimler esnasında tüm finansal ürünlerin fiyatlarında da (altın, gümüş, petrol, ABD Hisse senedi piyasası, Bitcoin ve kripto paralar) tarihte görülmemiş değişimlere şahit olduk.
Büyük bir değişim yaşanırken, şu an yaşananlar ve gelecekte yaşanması muhtemel olaylar tahminlerin ötesinde oldu ve olmaya da devam edecek.
İran – İsrail Savaşı ve Ortadoğu
Bu dönemde gündemin sıcak konusu olması sebebiyle İran – İsrail Savaşı ve Ortadoğu’ya da bir başlık açmak iyi olacaktır. Özellikle doğalgaz, LNG, Petrol gibi enerji kaynaklarının merkezi olan Ortadoğu, tüm bu yaşananlardan etkilenmemesi mümkün olmayan bir bölge.
Suriye’de yaşanan iç savaş bir şekilde çözülmüş olsa da birkaç yıldır İsrail’in İran ve İran’ın “Direniş Ekseni” adını verdiği hegemonya alanlarına yaptığı saldırılarla ciddi bir zarar verdi. Trump sonrası da ABD ile birlikte İran’ın lideri Hamaney’i öldürecek kadar ileri gitti. (Aynı dönemde Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu da evinde operasyonla aldılar.)
Finans piyasalarında olduğu gibi, politik düzlemde ve uluslararası ilişkilerde de tarihte pek eşi görülmemiş olaylara şahit olduk ve olacağız. Zira bu noktada İran – İsrail Savaşı esas konu gibi görünse de esas mesele, iş gücü eksikliği, nüfus artışı ve teknoloji ile bu sorunları çözme fikirlerinden (yapay zeka, robot ve otonom işçiler) kaynaklanan bir enerji ihtiyacı.
Özetlemek gerekirse dünyanın sermaye fazlalığını başta batılı devletlerin vatandaşlarına dağıtma niyeti var. Batı ülkelerinde nüfus yaşlanıyor ve nitelikli işçi sayısı hem az hem de pahalı. Bu açığı Çin kapatmasın diye merkantalist politikalara geçerken niteliği de yapay zeka ve robot teknolojileriyle kapatmak istiyorlar. (müttefik ülkelerdeki iş gücü de dahil)
Bu da hem enerji hem de sermaye gerektiren bir durum. Bu enerjiyi Ortadoğu’dan karşılamak amaç olduğu için engel olabilecek İran gibi ülkelere radikal saldırılar oluyor. Önümüzdeki dönemde on yıllardır çözülemeyen sorunlara dair yeni gelişmeler de görebiliriz.
Ne kadar sürece muamma olsa da her şey istedikleri gibi giderse (bazen de gitmiyor) Ortadoğu başta olmak üzere orta vadeli bir sakinlik, yeni enerji rotaları, Ortadoğu’daki (Türkiye gibi) bazı ülkelerin rolünde artış, Kıbrıs gibi sorunların çözümü, bölgenin turizm ve spor merkezi haline gelmesi gibi radikal değişimler göreceğimizi düşünüyorum.
Aynı dönemde finans piyasalarında da radikal fiyat ve talep değişimleri görmemiz, Bitcoin ve Kripto Para çözümlerinin hem devletler hem de şirketler düzeyinde şaşırtıcı düzeyde ilgi görmesi, ödeme sistemleri ve dijital finansın temelinde bir değişim ile dağıtım ekonomisinin destekleneceğini düşünüyorum.
Süreçte yaşananlar dünyanın nereye gideceğini gösterecektir. Zaman geçtikçe de dönüp tekrar neler olduğuna bakabiliriz ancak her an her şeyin olabileceği bir dünyaya artık herkes hazır.