Laurence Douglas Fink, yaygın olarak Larry Fink olarak bilinir, 2 Kasım 1952’de Los Angeles, Kaliforniya’da doğan Amerikalı bir iş insanı olan Fink, dünyanın en büyük yatırım yönetim şirketi olan BlackRock’ın kurucu ortağı ve CEO’su ve komplo teorisyenlerinin en sevdiği karakterler arasında üst sıralarda. BlackRock ise muhtemelen bildiğiniz, en kötüsü duyduğunuz üzere 1988 yılında Fink ve birkaç ortağı tarafından kurulmuş olup, bugün itibariyle trilyonlarca dolar değerinde varlığı yöneten en büyük şirketlerden birisi.
Fink, Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) mezunudur ve MBA derecesini de UCLA Anderson School of Management’tan aldı. Öyle okulu okuyup geçmemek gerekiyor. Burası Amerika Birleşik Devletleri’nin California eyaletinde bulunan ve iş dünyasında saygın bir konuma sahip bir işletme okulu. ABD başta olmak üzere dünyada en iyi işletme okulları arasında yer alır. MBA ve diğer yüksek lisans programlarına girmek ayrı, bitirmek ayrı dert olarak bilinir.
Mezunları arasında Greg Maffei (Liberty Media Corporation Başkan ve CEO’su), Udvar-Házy (International Lease Finance Corporation (ILFC) kurucusu), Todd McKinnon (Okta’nın kurucusu ve CEO’su), Brad Gerstner (Altimeter Capital’ın kurucusu ve CEO’su).
Diğer taraftan okul sağladığı “yüksek” network ile de tanınmaktadır. Bu nokta önemliydi. Değindiğimize göre devam edelim.
Kariyerine yatırım bankacılığı alanında başlayan Fink, ilk olarak First Boston Corporation’da çalışmıştır. Burada, mortgage-backed securities (MBS) alanında öncü çalışmalar yapmış ve bu finansal araçların kullanımını yaygınlaştırmıştır. Ancak, bu süreçte yaşadığı büyük bir kayıp, risk yönetimi konusuna olan ilgisini artırmış ve bu ilgi, BlackRock’ın kurulmasına zemin hazırlamıştır. Yani sektörün lider şirketini kurmadan, ilk önce sektörde “fink” atmış diyebiliriz.
Larry Fink’in kariyer yolculuğu oldukça yoğun, bir tık gizemli ancak oldukça büyük oyunculu. Zaten 1988 yılında BlackRock’ın kuruluşuyla da iyice ivme kazanıyor. BlackRock, başlangıçta bir risk yönetimi ve sabit gelir varlık yönetimi şirketi olarak yola çıkıyor, ancak hızla büyüyerek çeşitli varlık sınıflarında ve coğrafi bölgelerde faaliyet göstermeye başlıyor. Bugün itibariyle BlackRock, küresel ölçekte yatırım yönetimi hizmetleri sunan ve farklı yatırım stratejileri geliştiren bir finans devi haline gelmiş durumda.
Fink’in liderliğinde BlackRock, yenilikçi finansal ürünler ve ileri teknoloji çözümleri ile yatırım yönetiminde öncü bir rol üstlenmiş durumda. Şirket, ETF (Exchange Traded Fund) piyasasında iShares markasıyla büyük bir başarı elde etmiş ve global yatırımcılara çeşitli yatırım araçları sunarak portföylerini genişletmelerine olanak tanımış durumda. Ayrıca, BlackRock’ın Aladdin adlı teknoloji platformu, yatırım yönetimi ve risk analizi alanlarında devrim niteliğinde çözümler sunmaktadır ki Aladdin bile başlı başına bir makale konusu diyebiliriz.

Fink ve BackRock Piyasalar İçin Neden Önemli?
Larry Fink’in finansal piyasalar üzerindeki etkisi, sadece BlackRock’ın büyüklüğü ve başarısı ile sınırlı değildir. Aynı zamanda piyasalara yönelik vizyonu, stratejik kararları ve kamuoyuna yönelik açıklamaları ile de büyük bir etkiye sahip. Fink, sürdürülebilirlik ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin yatırım kararlarındaki önemini vurgulayan bir lider olarak tanınıyor.
Fink’in yıllık olarak kaleme aldığı ve yatırımcılar, yönetim kurulları ve politika yapıcılar tarafından dikkatle takip edilen “CEO Mektubu”, finansal piyasalara yön veren önemli bir rehber olarak kabul edilir. Bu mektuplarda, uzun vadeli değer yaratma, iklim değişikliği ile mücadele ve kurumsal sorumluluk gibi konulara vurgu yapar. Özellikle iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularındaki açıklamaları, şirketlerin iş modellerini yeniden gözden geçirmelerine ve daha sürdürülebilir bir geleceğe yönelmelerine teşvik eder.
Peki Kripto ile İşi Ne?
Larry Fink, kripto varlıklar konusunda da önemli bir figür olarak kabul edilmektedir. BlackRock, kripto varlıkların potansiyelini ve bu yeni varlık sınıfının yatırım yönetimi üzerindeki etkilerini dikkate alarak stratejiler geliştirmiştir. Fink, başlangıçta kripto paralara karşı temkinli bir yaklaşım sergilese de, zamanla bu alandaki gelişmeleri ve fırsatları değerlendirmeye başladı.
BlackRock’ın Bitcoin ve diğer kripto varlıklarla ilgili yatırım ürünleri sunmaya başlaması, bu varlık sınıfının ana akım finans dünyasında kabul görmesinde önemli bir rol oynuyor. Şirket ek olarak kripto varlıkların finansal piyasalarda yerini sağlamlaştırması ve yatırımcı tabanının genişlemesi için kritik adımlar atıyor. Bu bağlamda, BlackRock’ın kripto varlık stratejileri, finans dünyasında yenilikçi çözümler ve yatırım fırsatları sunarak sektöre yön veren oyuncular arasında desek abartmış olmayız.
Şirketin Konumlanması ve Çalışma Mantığı Nedir?
Yukarıda da kısaca ve üstünkörü bahsettiğimiz üzere BlackRock’ın temel çalışma modeli, yatırımcılar adına çeşitli finansal varlıkları profesyonel olarak yönetmektir. BlackRock, bireysel ve kurumsal yatırımcılar için hisse senedi, tahvil, gayrimenkul, alternatif yatırımlar ve diğer finansal enstrümanları içeren geniş bir yatırım portföyü sunmaktadır.
Bu kompleks ancak büyük yapısal yönetim sistemleri ve yüksek kâr oranları şirket hakkındaki başlıca iddiaların giderek artmasına neden olur. Bunlar içinden en büyük iddialer genelde ekonomik ve politik gücü üzerinedir. BlackRock’un küresel şirketler ve hükümetler üzerindeki etkisi nedeniyle “gölge bankacılık” olarak tanımlanması dikkat çeker. Bir sürü iddia bulunması, bazı şirketleri bilerek batırması, bir varlık çıkarıp buna yatırım yapması ve değerini artırıp, yatırımcılarına kazandırması gibi birçok iddia bulunur. Bu tür hikayeler için Reddit kullanmak daha mantıklı. Biz şimdilik “gerçek” verilere bakalım. Şirketin yönettiği devasa varlık hacmi, şu anda küçük hatta bazı orta büyüklükteki ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünün bile üzerindedir.
BlackRock’un yatırım stratejisi, pasif ve aktif yatırım modellerini harmanlayan bir yaklaşıma dayanmaktadır. Şirket, endeks fonları ve ETF’ler gibi pasif yatırım araçlarının yanı sıra, aktif olarak yönetilen fonlar ile de yatırımcılara hizmet vermektedir. Bu karma strateji, düşük maliyetli yatırım seçenekleri sunmasının yanında, yüksek getiri potansiyeli de sağlamaktadır.
Son yıllarda BlackRock, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerini yatırım kararlarına entegre etmeye başlamıştır. Bu yaklaşım, sürdürülebilir yatırımların artmasına ve şirketlerin daha sorumlu davranmalarına yönelik bir baskı oluşturur. O yüzden de adım atarken bu baskıları göz önünde bulundurur. Tüm bunların içinde dahi, sürekli bir yerlerden çıkan “Bitcoin madencilikle dünyayı kirletiyorcuları” bile karşıya alıp destek vermiş bir yapıdan bahsediyoruz.
Diğer taraftan bazı eleştirmenler, BlackRock’un bu kadar büyük bir güce sahip olmasının demokrasi ve piyasa dengesi açısından risk oluşturduğunu savunuyor. Şirketin küresel şirketlerin yönetim kurullarında söz sahibi olması ve büyük teknolojik altyapısı, bazı çevrelerce endişe yaratıyor. Doğal olarak bu kripto sektörüne de yansıyor. Açıklamaları fiyatlar üzerine manipülatif bir baskı oluşturuyor.Şirketin Arkham üzerinden analiz edilen kripto varlıklarına baktığımızda bir maşallah dedirtmiyor değil:
Fink’in son açıklamaları ise bu yazının yazılması sebebi diyebiliriz. Öyle ki Fink, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yapay zeka ve kripto paralar hakkında konuştu ve Bitcoin fiyatının 700 bin dolara kadar yükselebileceğini söyledi.
“Kripto para birimlerini incelemeye başladığımda, bunun açıkça bir currency of fear olduğunu fark ettim. Ama bu sorun değil. Kendi para biriminizin değer kaybetmesinden veya ülkenizin ekonomik ya da siyasi istikrarsızlığından korkuyorsanız, bu yerel korkuları aşmanıza olanak sağlayan uluslararası bir araç olan Bitcoin’e sahip olmak oldukça güzel bir seçenektir.”
Fink yetmezmiş gibi kahin modunda fiyat da veri: “Herkes bu yaklaşımı benimseseydi, Bitcoin’in değeri 500.000, 600.000 hatta 700.000 dolara ulaşabilirdi”. Sonrasında da “bu ne nane, bu ne turşu” dediğimiz kısımda, izleyicilere bu sözlerinin Bitcoin’i teşvik etmek için söylenmediğini şakacı bir şekilde iletti. Şaşırdık mı? Hayır.
Yazar: Cem Arslan Kurt
