Eskiden Amerikan hükümeti kripto paralara ve blokzincir teknolojilerine karşı sert bir duruş sergilerdi. Ancak 17 Temmuz 2025’den bu yana çok değişik bir dünyada yaşıyoruz. Bu tarihte çıkartılan Genius adlı kanunla artık ABD, hem stabilcoinlere hem de BTC başta olmak üzere kripto paralara karşı farklı bir yaklaşım sergiliyor. Artık Amerikan devleti rezerv para olarak dolara alternatif arıyor.
İşte bu yeni yaklaşımla beraber, 37 trilyon dolarlık devlet borcunu azaltmak ve kontrol altına almak üzere, Amerikan hükümetinin bundan sonra nasıl bir aksiyon alacağı tartışılmaya başladı. Bu tartışmalar iki kategoride ilerliyor: Bir grup insan Amerikanın bitcoin’i kullanarak borcunu sileceğini iddia ediyor, bir diğer grup insan da bu operasyonun altın ile yapılacağını düşünüyor.
İddialardan birincisi, önce rezerv para olarak doların yerine bitcoin koyup, sonra bitcoin’in fiyatını çok yükseltip, ardından bu balonu patlatıp dolardaki borçlarını silecekleri şeklinde. Bu iddiayı bayağı ciddi otoriteler öne sürdü: Mesela Putin’in danışmanı Anton Kobyakov’un yaptığı açıklama epeyce ses getirdi. Kobyakov, ABD’nin dünyaya olan dev borcunu kripto “bulut”una aktarıp sonra da dünyanın diğer milletlerinin sırtına yükleyeceğini iddia etti. Blokzincir yerine bulut tabirini kullanması bu konuda eğitiminin olmadığını anlatsa da Kobyakov’un ne demek istediğini sanıyorum hepimiz anladık.
Bundan daha önce de 640.418 BTC sahibi olan Strategy firmasının CEO’su Michael Saylor da Amerikan başkanına hitaben “tüm altınımızı satıp bitcoin alalım, böylece dünyanın elindeki altınların kıymeti kalmaz” demişti.
İddialardan ikincisi de altın rezervlerini yeniden fiyatlandırarak, sonra yine Bitcoin satın alınarak borcu azaltmak.
Federal Rezerv’in elindeki altın rezervlerini (muhasebe değeri 11 milyar dolar, piyasa değeri ise yaklaşık 750 milyar dolar) yeniden kıymetlendirerek Bitcoin satın alması ve bu sayede borcun bir kısmını hafifletmesi öneriliyor. Wyoming’li Senatör Cynthia Lummis, bu yaklaşımı savunarak, “37 trilyon dolarlık borcu sadece daha fazla Bitcoin alarak çözemeyiz, ancak altını da yeniden değerlendirerek stratejik Bitcoin rezervleri oluşturabiliriz” diyor. Lummis’e göre, altın sertifikalarının satışı veya yeniden değerlemesiyle finanse edilen Bitcoin alımları, 20 yılda ulusal borcu yarıya indirebilir.
Burada Senatör Lummis’in sözünü ettiği, Fed’in elindeki (kayıtlarındaki) altın rezervinin muhasebesel olarak yeniden fiyatlanması. Zira, dijital sistemlerin içine konulması mümkün olmayan fiziksel altın sikkelerin ve bileziklerin dünya ticaretinde yeniden rezerv para olarak kullanılma imkanı yok.
Bu ikinci yönteme göre hesap yapıldığında, altının ons değerini bugün olduğu 4000 dolar seviyelerinden, 16,000 dolar seviyelerine çıkartmak istiyorlar. Sonra da dört kat artacak bu altın fiyatından ellerindeki trilyonlarca dolarlık borcu, pahalı altınları dolar karşılığı satarak boşaltacaklar.
Ancak, asıl başka bir yöntem daha var: Tokenize edilmiş altın ile yapılabilecekler.
Bugün dünyada tokenize formdaki altın çok düşük miktarlarda. Şu anda borsalarda alım satımı yapılan en büyük iki altın-token, Tether Gold ve PAX Gold’un toplamları 3,4 milyar doları ancak buluyor. Bunun karşılığı olan fiziksel altın da yaklaşık 27 ton ağırlığında. Dünyadaki token formundaki tüm altın 35 tondan az, yapay zeka grok’un hesabına göre.
Amerikan borcuna endeksli tahvilleri satıp karşılığında altın alan Türkiye’nin, devlet kasasındaki altın 585 ton civarında seyrediyor. İki büyük tokenize altın şirketinin elindeki tokenların tamamı bile ülkemiz merkez bankası kasasındaki altınların %5’i etmiyor.
Öte yandan, fiziksel altında, dünyada ABD’nin bariz bir üstünlüğü bulunmuyor. Resmi kayıtlara göre ABD hazinesinde 8.133 ton altın var. Ondan sonra gelen 10 ülkenin (Almanya, İtalya, Fransa, Çin, …, Türkiye) tuttuğu altınların toplamı ise 15.240 ton. Yani, ABD’nin gerçekten 8.133 ton altını olsa dahi bununla dünyada kendi rezerv dolarıyla sahip olduğu avantaja sahip olamıyor. Resmi dünya altın rezervleri (devletlerin resmi olarak tuttuğu rezervler, WGC 2025 verilerine göre) yaklaşık 36,500 ton. Yani ABD’nin toplam altınları dünyadaki resmi altının %22’si ediyor.
Ancak işin bir de yastık altı boyutu var.
Eğer Amerikan hükümetinin (iddiaya göre) planladığı gibi altının fiyatı bugünkü değerinin 4 katına şişirilirse acaba o zaman yastık altında duran altınlar da piyasaya çıkar mı? Ve piyasaya çıkan bu altınları sahipleri, mesela ülkemizde, gramını 21.000 TL’den geri satar mı? İşte merak edilen bir soru bu.
Yastık altı altında dünya lideri Türkiye!
Resmi bilgiler ışığında, dünyada elinde en çok altın rezervi tutan ilk 11 ülkenin arasında ABD, Çin, Hindistan, Japonya ve Türkiye dışındakilerin hepsi Avrupa ülkeleri. Şimdi dünyada bir de yastık altı altın gerçeği var! Ülkemiz bu konuda dünya lideri. Yastık altı altında fert başına hesaplama yapıldığında ülkemiz insanının elinde (daha doğrusu yastığının altında) 100 gram altın olduğu tahmin ediliyor. Bu tahmini, ülkemizde konuyu gerçekten bilen bir kişiye dayandırıyorum. Yastık altı altınımızın 8.000 ton olduğunu söyleyen bu bilgili şahsın dediği gerçekse, merkez bankası altınlarıyla beraber (ki toplamı 8.585 ton ediyor) Türkiye insanı fert başına 100 gram altınla açık ara dünya lideri.
Yastık altı altın tutan, bizim dışımızdaki diğer önemli ülkeler ise şunlar: Hindistan, Çin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Bunlardan son ikisi nüfus olarak diğer ikisine kıyasla önemsiz kalıyor. Hindistan ve Çin’in, her ikisinin de yastık altı altınlarının 12.000 ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Eğer bu tahmin doğruysa nüfusları 1,4 milyarın üzerinde olan iki ülkenin yastık altı altınları fert başına 8,5-9 gram civarında demektir.
SORU: Merkez bankalarında tutulan altınlarla yastık altında tutulan altınlar, eğer bu yazıdaki senaryolar gerçekleşirse rekabete girerler mi?
Şimdi elimizdeki bilgileri birleştirelim:
- Amerika’nın dev borcunu silmek için kullanacağı metodlar, bitcoin’in ve altının fiyatını şişirmekten geçiyor. Burada düşünülenler ışığında Amerikan devleti Michael Saylor’un şirketine bile gizli ortak olmuş olabilir.
- Öte yandan, fiziki altının çoğunluğu dünyanın farklı ülkelerine dağılmış durumda. ABD’nin kalkışabileceği bir altın fiyatı operasyonu ile ülkeler (yani merkez bankaları) fiyat yükselse de ellerindeki altınları satmayabilirler.
- Potansiyel olarak yastık altı altınlarını satabilecek milletler arasında Türkler önde geliyor. Eğer bizim milleti kandırabilirlerse fiyatı çok yükseldi diyerek yastık altı altınlarımıza fiyatı nihayetinde sıfıra düşecek dolarlarla çökmek isteyebilirler. Buna karşı uyanık kalmamız gerekiyor.
- Altınlara çökmek için yapılabilecek en önemli ikinci hamle bol miktarda altın-token çıkarmaktan geçiyor. Ancak, tokenize edilecek altınla yapılacak tüm operasyonlar için, şu andaki seviyenin en az 50-60 katı kadar daha altın kontratının blokzincir üzerine yazılması gerekir. Üstelik, bu kontratların karşılığında istendiğinde gerçek fiziksel altın alınabileceğinin garantisi olmasına dikkat etmek gerekecektir. Bu garantiyi acaba hangi kuruluş verebilecek?
- Eğer, “fiziksel altına dayalı token” operasyonu yaygınlaşırsa, dünyada bundan en çok zarar görecek olan kurumlar 37 trilyon doları tahsil etmeyi bekleyen bankalar (Kağıtçılar) olacak. Zira büyük bankaların şu anda ellerinde çok miktarda kağıt-altın sertifikası var. Bunların karşılığı olmadığı ortaya çıkarsa, tüm bankacılık sistemi bir günde toz duman olur.
SONUÇ: Bu bilgiler ışığında, önümüzdeki dönem içinde, altın ve token kelimelerini yan yana çok fazla duyacağız demektir. Her iki senaryoda da (altının fiyatının dört katına şişirilmesi ve bolca altın-token basılması) ülkemiz insanının dikkatli olması gerekecektir. Dünyanın özellikle Asya kıtasındaki devletleri bu planları yakınen takip ediyor ve karşı planlar geliştiriyorlardır. Umarım biz ülke olarak arada kalıp ütülmeyiz ve yastık altı altındaki dünya liderliğimizi kaybetmeyiz. Eğer bu altın-token operasyonuyla büyük bankalar batacaksa bunun bize zararı olmaz.