Paraya’da 3 Aralık günü yayınlanan yazımda, bitcoin ve dolarla ilgili Amerikan yönetimi ile üst düzey bazı bankalar arasında iç savaş olacağını düşündüğümü yazmıştım. (https://paraya.io/bitcoin-ve-dolar-etrafinda-ekonomik-ic-savas-oluyor/)
Yanılmışım! Yanıldığımı yazım yayınlandıktan bir gün sonra gittiğim Dubai’deki Binance Haftası etkinliğinde farkettim. Gördüm ki, bankalarla yapılan anlaşmalarla, büyük fonların, kurumsal kredilerin ve hatta mevduatların tokenlaştırması başlamış. Buralarda Ripple ve Chainlink gibi şirketler pozisyon almışlar. CZ ve Binance de tüm bu süreçte muhtemelen BlackRock ve benzerleriyle aynı masada yer almış.
Trump yönetimi ile Fed ve Wall-Street (büyük bankalar) arasında sürmekte olduğunu düşündüğüm kavga, belli bir düzlemde tatlıya bağlanmış gibi duruyor. Ancak bu tatlıya bağlanmanın önemli bir sonucu, Bitcoin ve hatta Ether’in artık geleneksel anarşist/liboş (liberteryan diyor Amerikalılar buna, ben liboş diye çevirdim) arkaplanı satıp çıkmış, bu iki amiral gemisi artık kurumsal finans dünyasının malı olmuş.
Bunu açıkça ilan ettiler Dubai’de, sahnede gözümle gördüm. Hatta bir de şöyle bir söylem geliştirmişler:
– Bitcoin’i unutun, bakın elimizde başka token’lar var; Near var, Sui var, Sol var Avax var… Size bunlardan birini verelim dediler.
Sol’u açık açık Bitcoin’in çırağı olarak öne sürenler oldu. Avalanche da desteksiz bırakılanlar listesinde değildi, zor da olsa bu listede tutunmuş gibi. Buna karşılık Cardano’yu artık tamamen Global South denilen karşı cepheye, BRICS cephesine bırakmışlar.
Dünyanın en büyük ekonomisinde kripto konusunun hukuki açıklık kazanması kadar olumlu bir şey olabilir mi? On yıldır ABD’den sürekli karmaşık sinyaller geliyordu. Şimdi ise büyük bankalardan kanun yapıcılara, bakanlara, Beyaz Saraya kadar kripto sisteminin arkasında duruyorlar, hatta korkutucu seviyede bir sahiplenme var.
Geçen yazımda şöyle demiştim:
Bitcoin’den son dönemde olan hızlı çıkış, kar amaçlı satıştan çok kurumsallaşmaya benzese de yeni sahiplerin eski OG’lerden hangi saiklerle bitcoin’lerini devraldıkları henüz hala muamma. Acaba önceden yapılmış anlaşmalar mı var: Yani süregiden aslında bir kayıkçı kavgası mı? Bunları şu anda çözümleyemiyoruz, veri eksiğimiz var.
Geçen haftaki seyahatte anladım ki, tamamen bir kayıkçı kavgasıymış süregiden. Bu tabiri İstanbullular bilir, “müşterinin önünde esnafın aralarında yaptığı yalandan kavga” olarak günümüz jargonuna çevirebilirim.
Altın için plan ne?
Hep söylüyorum, bitcoin ve altının fiyatı artmıyor aslında, tersine, dolar bu varlıklar karşısında eriyor. Doların zayıflayarak bir süre sonra global rezerv olmaktan çıkarılmasında Trump yönetiminin ve Amerikan halkının çıkarı var, bu amaca erişmek üzere uzun vadeli planları var. Bu planın bir tarafı BTC ve stabil-coin’ler, bir diğer tarafı da altın-token’larla işleyecek gibi görünüyor.
Yine son Paraya yazımda:
“Bitcoin zaten dijital, ama fiziki altınların bire-bir karşılığı olan token’lar oluşturularak global pazarda değiş-tokuşa konu edilmesi planlanıyor sanıyorum” demiştim.
Bu dediğimin çok keskin bir ispatı geldi karşımıza Dubai’de. Yılların kurumsal altın pazarlamacısı, çatal dilli konuşma üstadı Peter Schiff adlı karakter, CZ ile son gün, son saatte sahne alıp kendi adına altın token çıkartacağını açıkladı.
Güya CZ ile argüman çarpıştıracaklar, münazara yapacaklardı! Bu da tiyatro çıktı. Tiyatro izlemeye gelmediğim için sonunu beklemeden salondan çıktım. Binance’de listeleneceğine kesin gözüyle baktığım Schiff’in T-Gold token’ı bu şekilde halka ilan edilmiş oldu.
Geçen haftaki yazımda değindiğim, eskiden bitcoin madencilerine Antminer makinelerini satan Jihan Wu da (bugün itibariyle piyasa değeri 67 milyon dolar olan) Matrixdock isimli bir altın token şirketinin kurucusu. Yeni haber şu: Türkiye’de mahalli bir altın dağıtımcısı ile lokal pazar için anlaşma yaptığı söyleniyor.
Altın token deyince ilk sırada akla gelen Tether Gold’un sahibi Tether ise geçen hafta hazinesinde 115 ton altın tuttuğunu açıklayarak gündeme gelmişti. Yani USDT hazinesinde ABD hazine bonoları ve bitcoin dışında 115 ton altın tutuyor.
Tether şirketinin son yaptırdığı audit raporundan bakın neler çıkıyor: USDT’nin arkasında 112 milyar dolarlık Amerikan hazine bonosu, 21 milyar dolarlık gecelik ve vadeli repo, 10 milyar dolarlık bitcoin, 14 milyarlık borç ve 13 milyar dolarlık altın var. Son duyurdukları 115 ton altın bu tabloya henüz yansımamış durumda.
BRICS parası Unit adını aldı ve Cardano’yu blokzincir olarak seçti
Son haberimiz de Global Güney kanadından. Bir kaç senedir BRICS ülkelerinin parası ile ilgili yazılar yazarım; kitabımda da bir bölümü bu konuya ayırmıştım.
Geçen hafta BRICS ülkeleri arasında dijital ticarette ödeme aracı olarak tanımlanan “Unit“in (Türkçesi = Birim) çalışan bir prototipi hakkında bir haber çıktı.
Bu habere göre, %40’ı fiziksel altın ve %60’ı BRICS ulusal para birimlerinden oluşan bir sepete (örneğin, Brezilya reali, Çin yuanı, Hindistan rupisi, Rus rublesi, Güney Afrika randı) endeksli olan unit, bir pilot proje olarak teste hazır.
Bu pilot proje, Rus düşünce kuruluşu Uluslararası İleri Sistemler Araştırma Enstitüsü (IRIAS) tarafından geliştirildi ve 10 Kasım 2025’te duyuruldu. Son çıkan haberlerde, Cardano blokzinciri üzerinde bir test lansmanı yapılacağından bahsediliyor.
Bunda amaç, altın rezervlerini hazinelerinde tutarken, BRICS üyeleri arasında sınır ötesi ticarette unit ile dolar kullanmadan ödemeleri yapabilmek.Bu haberlerde okuduğumuz gibi, Trump yönetimi ve BlackRock gibi dev fonlar arasında yapılan anlaşmalarda kenarda bırakılan Cardano ağı kendisine bu dünyada bir yer bulabilmiş.
Ne var ki, burada da acı haberi vereyim: %60’ı fiat paralardan oluşan bir sepetin Global
Güney ülkeleri arasında ticarette kullanılma ve dünyayı değiştirme kabiliyeti yok. Zira fiat paralar, daha önce pek çok yazımda anlattığım gibi, Kağıtçıların havadan bastığı kağıtlardan ibaret. Reel ticareti ve petrol, gaz gibi emtianın alış-verişini havadan basılan kağıtlarla yapmayı istemeyen, servetini bu emtianın kaynağından çıkartılması, dağıtılması vb. ile yapmış olan Taşçıların (örn. BlackRock) programı işliyor ABD yönetiminde. Anlaşması yapılan konu zaten artık emtianın dolarla satılamayacağı. Hal böyle iken, BRICS ülkelerinin para birimini tasarlayan kişilerin gidip de unit’i tanımlayan sepetin %60’ını kağıt paralara endekslemesi ancak Kağıtçıların (yani bankacılık sisteminin sahiplerinin) işine yarar. Bu tasarım ölü doğar.