Skip to content Skip to footer

Davos’da Ağızdan Hangi Baklalar Çıktı?

Geçtiğimiz hafta Davos’da konuşmalar yapıldı; aralarında bir tanesinde Larry Fink, ki kendisi BlackRock isimli dev fonun yöneticisi olur, ağzından önemli bir baklayı çıkardı. Hayır ağzından yanlışlıkla bir itiraf kaçmadı. Bilerek, her şeyin farkında olarak ve belli çevrelerce anlaşılması için temiz cümlelerle açıkladı Fink. Benim de işte tam o cümleleri duyduğumda bir anda jetonum düştü. Epeydir üzerinde spekülasyon yapılan 38 trilyonluk ABD borcu için yapılmış olan planın tam olarak nasıl işleyeceğini anladım.

Fink Davos’taki konuşmasının bağlama kısmında “sistemin tamamen çökmemesi için” aynen şöyle söyledi (alıntı yapıyorum):

Halkı büyümenin sadece ‘kurbanı’ veya ‘seyircisi’ olmaktan çıkarıp, bu yeni zenginliğin ortağı haline getirmek zorundayız. Aksi takdirde, adaletsizliğin yarattığı öfke tüm dünyayı saracak.

Halkı zenginliğin ortağı haline nasıl getirirsin? Şu anda isyan etmeye yakın halk kitleleri en çok nerede göze batıyor?

ABD halkı ekonomik sistem çöküşünü en derinden yaşayan ve en çok hisseden halkların başında geliyor. Genel olarak bizim insanımız, ABD’nin refah ülkesi olduğunu ve sokaktaki herkesin zenginlik içinde ve mutlu yaşadığını düşünür. Hollywood ve dizilerin yansıması olan bu durumun gerçekle bir alakası yok. 38 trilyonluk borcun kendi ulusal parası cinsinden olmasını açık bir tehdit olarak algılayan belli bir Amerikalı elitler grubu, Trump’ı iktidara getirirken, küreselden içe doğru dönmeye ve ülkeye endüstriyel istihdamın geri getirilmesine yatırım yapmışlardı. Finansallaşan ekonomilerini yeniden üretim yapar hale getirmeyi, bu arada da doların dünyanın yastık altı parası olmaktan çıkarılmasını ve bunun usturuplu yapılmasını istiyorlar.

Bu minvalde, faiz yükü ile altı ayda bir trilyon dolar daha artmış olan 38 trilyonluk ABD borcunun ödenmesi veya daha makul seviyelere indirilmesi için Trump yönetimince 2025 yılı boyunca yapılmış olan çeşitli çalışmalar oldu.

Örneğin, geçen Temmuz’da yayınlanan GENIUS (Dahi) isimli kanun ile stabil paraların önü açıldı. Arkasında Amerikan borç senetlerini bulundurmak şartıyla isteyen finansal kuruma hızla lisans verileceği açıklandı. O zamandan bu yana dolara endeksli onlarca stabil-coin çıkarıldı. Şu anda Beyaz Saraydaki anlayış, Amerika’yı kriptonun başkenti yapmak üzerine.

Clarity isimli, kripto paraların ne olduğunu, tanımlarını vb. netleştirecek olan kanun da ABD Senato’sundan çıktı çıkacak, eli kulağında. İşte bu iki kanunla ABD dev borcunu bir şekilde azaltacak diye bir anlayış var son 7-8 aydır. Ancak bunun tam nasıl yapılacağını kimse bilmiyor.

Bitcoin’in fiyatını şişirecekler ve borcun içine üfleyecekler. Ya da altının fiyatını dört katına çıkaracaklar ve onunla 38 trilyon borcun dörtte birini silecekler. Buna benzer açıklamaları görüyorum, hatta ben de buna benzer şeyler yazdım, söyledim. Ancak anılan borç ile bitcoin veya altın fiyatının doğrudan ilişkisini bugüne kadar ben de anlayamadım.

Evet, doların fiyatı bu iki varlığa göre sürekli düşüşte, ama bu düşüş ile dolardaki 38 trilyonluk borcun azaltılması operasyonu arasında bire-bir bir ilişki bulunmuyor. Bir noktada bu borcu zayıflayan dolardan, tereyağından kıl çeker gibi çekip başka bir varlığa atamalarını bekliyorum ama tam nasıl bir mekanizma ile olacak herkes gibi ben de sadece tahminler yapabiliyordum.

İdrak!

İşte tam bu noktadayken, BlackRock’un CEO’su Fink’in açıklamalarını izledim. Ve birden kafamda ampul yandı, jeton düştü. Çalışılan planı idrak ediverdim. Plan şuydu: Bankalar sisteminin altında döşeli yatan trilyonlarca dolarlık kontratlar var. Bunların bir kısmı altına ve gümüşe bir kısmı da başka emtiaya dayalı olarak teminat katmanında yatıyor. Bankalar sisteminde balonlaşma var dendiğinde kastedilen işte bu sanal kontratlar.

Bu balona iğne batırıp bir anda patlatılması kimsenin yararına değil: Dolayısıyla balonun yavaş yavaş söndürülmesi ve şişmiş varlıkların gazının adım adım indirilmesi gerekiyor. İşte idrak ettiğim şey, bence Fink’in dediklerinin satır aralarında yatan gerçek, balondaki gazın kademeli olarak indirilmesi çağrısı. Bu kademeli indirilme için de anlaşmaların sağlanmış olduğunu düşünüyorum.

Bankalar nasıl oluyor da (tıpış tıpış) blokzincirine varlık aktarıyorlar!

Dünyadaki belli başlı bankaların ve bu arada ülkemizdeki bankaların da, yıllardır mesafeli durdukları blokzinciri teknolojisine ve token’laştırması işine 2025’in ikinci yarısından itibaren böylesine dört elle sarılmaları hiç normal değil. 2017-2020 yılları arasında bankalara blokzincir dersi vermiş, Türkiye Bankalar Birliğinin resmi blokzincir hocası olmuş birisi olarak, bugün gözümün önünde gerçekleşen bu “tokenizasyon” hamlesini ilgiyle ve şaşkınlıkla izliyorum. O dönemde bankalardan eğitime gelen orta düzey yöneticiler, iki günlük blokzincir eğitiminin ardından bana şöyle derlerdi: “Bu çok ileri ve enteresan bir teknoloji ama bizim CEO’lar buna asla izin vermezler”.

Şimdi ne oldu da CEO’lar büyük bir hızla varlık token’laştırması işine girmeye karar verdiler? Bu garip gelişmeyi nasıl açıklayacağız? Türkiye’de en az 7 özel banka ve bir devlet bankası token’laştırma ve blokzincir varlıklarını saklama yatırımı yaptılar. Dünyada da trend bu şekilde.

Benim bulabildiğim en basit açıklama, bankalarda varlık token’laştırması işinin üst düzey (Taşçı-Kağıtçı) pazarlıkları sonucunda, yani tepeden aşağı kabul ettirilmiş olduğu. Token’laştırmanın ilk sonucu da, şişmiş varlıkların önümüzdeki dönemde (merkezi veritabanı sistemlerinden gayri-merkezi blokzincirlerine) transferleri sonucunda, takkenin düşüp kelin görüneceği: Karşılığı olan varlıkların şeffaf şekilde ortaya çıkacağı ve sanal varlıkların bir taraftan ötekine geçemeyeceği yolunda. Yani, askerdeki kantin sayımı gibi bir şey oluyor: Vehbi’nin kerrakesi bu süreçte ortaya çıkacak. Benim ümidim bu en azından.

Olan özetle şu bence: Bankalar şişmiş varlıklarını adım adım blokzincirine aktarmak karşılığında, Amerika’nın 38 trilyon dolarlık borcun bir kısmından vazgeçecekler. Taşçılar, “balonunuza iğne batırırız ha” tehdidi ile bu borcun ciddi bir kısmını sildirecekler. Sayım işlemi kripto standardında yapılacak, yani raconu blokzincir teknolojisi kesecek. İşte bu açıklama, bitcoin’in fiyatını uçuracaklar, altını dört katına çıkaracaklar tarzı açıklamalara göre benim kulağıma daha makul mantıklı geliyor. Siz ne dersiniz?

Bir Yorum Yazın

Paraya sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin