Çiftlik Bank davasının kilit ismi, kamuoyunda “Tosuncuk” olarak bilinen Mehmet Aydın, cezaevinden gönderdiği mektup ile yeniden gündeme geldi. Binlerce kişiyi dolandırdığı iddiasıyla kardeşi Fatih Aydın ile birlikte 45 bin 376 yıl 6’şar ay hapis cezası alan Aydın, mektubunda hem iddialara yanıt verdi hem de dikkat çeken bir teklif sundu. Aydın, ev hapsine çıkması halinde mağdurların zararlarını Bitcoin tesislerinden elde edeceği gelirle karşılayabileceğini belirtti.
Bitcoin tesisleri hâlâ aktif
Ekol TV’ye göre Aydın, avukatı aracılığıyla gönderdiği mektupta, 2011’de kurduğunu belirttiği Bitcoin üretim tesislerinin Uruguay ve Paraguay’da hâlâ çalıştığını vurguladı. Mektupta, “Tesislerimde Bitcoin üretimi devam ediyor. Tahliye edin, mağdurlara ödeme yapayım” ifadelerine yer verdi. Ev hapsi durumunda bu tesislerden elde edilecek gelirle mağdurların zararlarını tamamen karşılayacağını iddia etti.

Mal varlıkları mağdurları karşılayacak seviyede
Aydın, mahkeme dosyasındaki bilirkişi raporuna göre 4.414 kişinin toplam 70 milyon 514 bin TL alacağı olduğunu aktardı. Ancak el konulan mal varlıklarının bu miktarın çok üzerinde olduğunu belirtti. Kayyum atanan 3 şirketinin 156 milyon TL ödenmiş sermayesi bulunduğunu, el konulan nakit ve mülklerin mağdur zararlarını fazlasıyla karşılayabileceğini söyledi. Aydın, “Kayyumlar mal varlıklarını sözleşmeye uygun satsa tek bir mağdur kalmazdı” diyerek yönetim sürecine eleştiriler yöneltti.
Ev hapsi ile ödeme mümkün
Kaçak olduğu döneme de değinen Aydın, kendi rızasıyla teslim olduğunu ve amacı mağduriyetlerin artmasını önlemek olduğunu vurguladı. Meclis’e gitmesi beklenen uzlaşma yasası kapsamında, mağdurların tekliflerini kendisine ulaştırması hâlinde süreci çözebileceğini belirtti. Mektupta, “Ev hapsi uygulanırsa mağdurların tüm zararlarını giderebilirim. Cezaevinde olduğum sürece bu imkânsız” ifadeleri yer aldı.
Dava yeniden gündemde
Bu mektup, Çiftlik Bank davasına yeni bir boyut kazandırdı. Aydın’ın Bitcoin üretimi iddiası ve mal varlıklarının fazlalığına yönelik açıklamaları, hem mağdurlar hem de hukuk çevrelerinde yeniden tartışılmaya başlandı.