2008 krizi sonrasında dünyada yaşanan birçok şey, finans kapitalin getirdiği yaklaşımın kökten değişikliklere zemin hazırlamasıyla ilerledi. Kriz sonrası Arap Baharı’ndan Çin’in yükselişine, Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin icadından ABD’deki yeni teknoloji sermayesinin yükselişine kadar çok önemli değişimler yaşandı.
Finans kapital ile değişen dünyada elbette her büyük kriz, yeni bir köşe taşı anlamına geliyor ve bir önceki yazımda bunu Covid-19 krizi sonrası değişimlere değinerek özet niteliğinde anlatmaya çalışmıştım.
Bu yazıda ise “eski dünyanın” ve “yeni dünyanın” en değerli ürünleri altın ve Bitcoin ile zamanda ufak bir yolculuk yapacağız. Son dönemde neler oldu ve altın – Bitcoin serüveninde neler olacak?
2008 Krizi: Çıkarılan Dersler ve Altın & Bitcoin Lokomotifi
2008 krizi sonrası finans ve ekonomi dünyasında yaşanan şeyler biraz travmatik biraz da kökten paradigma değişikliklerine sebep olmuştu. Ani kararlar, politika yapıcıların radikal müdahaleleri ve hızla para basma girişimi sonrası yaşananlar, bu alandaki karar vericiler için milat niteliğinde değerlendirilebilir.
2020 yılından sonra ise finans ve ekonomi dünyası her sene, 2008 korkuları hatırlatılarak, veriler üzerinden büyük kriz beklentilerini dillendiriyor. 2020 yılında piyasalar belki çöktü ancak esas kriz 2022 yılında yaşandı ve bu sefer 2008’deki yöntemler uygulanmadı.
2020 yılında pandemi ile gelen kapanmalar, dünyada arzın durmasına, dolayısıyla pandemi koşulları gereği ani bir resesyona yol açmıştı.

Ardından, bugün eleştirilen Fed ve diğer dünya MB’leri hızla dünyaya likidite enjekte etmiş ve kapanmaların bitmesiyle birlikte hem finans piyasalarına hem de ürünlere büyük bir talep patlaması gelmişti.

2021 yılında enflasyon dünyada hızlı bir şekilde artarken, birçok devlet sıkı para politikasına geçmeye başlamış ve faizlerini artırma kararları almıştı. Fed ise ilk defa Mayıs 21’de dillendirdiği bu soruna o zaman da geç kalarak Kasım 21’de müdahale edeceğini açıklamıştı.
2022 yılında cılız bir müdahale ile başlayan süreç, resesyon ve kriz tartışmaları sürerken, enflasyonun inmediği noktada gaza basılarak yıl sonuna kadar 400bp civarında bir artış ile devam etti.

Finans piyasaları ayı sezonu yaşarken Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte enflasyon da önlenemiyordu. Fiyatlar tarihi rekorlar kırarak tepe yapmış ve #enflasyon da son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

2022 yılında enflasyon tepe yaparken, başta üretim PMI olmak üzere tüm veriler kriz çanlarını çalıyordu.
ABD 2022 yılının son çeyreğine giderken, teknik olarak resesyona girdi. O tarihe kadar sadece 200bp faiz artışı yapan Fed, iyice gaza basıp yıl sonuna kadar bir o kadar daha faiz artışı yapıp para politikasını da sıkılaştırdı. 2023 yılına geldiğimizde ise tüm saydığım kalemlerde hızlı düşüşler başlamış, PMI verilerinde iyileşmeler görülmüş ve toplam enflasyon oranı da yarı yarıya düşmüştü.
Fed ise 23 Temmuz ayında son faiz artışını yaptıktan sonra para politikasını artık daha fazla sıkılaştırmayacağının sinyallerini vermişti. Fed, 2008 yılında yaptıklarından farklı davranıyordu. 2022 yılında yaşanan kriz sonrası 23’te birçok banka batmış olmasına karşın kurtarma planları 2008 gibi değildi.
Zaten yukarıdaki enflasyon değişimine bakıldığında, bu sefer krizi likidite enjekte ederek (kısmen) değil, farklı yöntemlerle aşmaya çalışmışlardı.
Burada da devreye finans piyasaları girdi. 1,5 yıl boyunca sadece 7 hisse senedi (MAG7), altın ve Bitcoin tarafında rekorlar kıran yükselişler gördük. Kalan endeksler ve ürünler ise çok cılız bir katılım gösterdi.
Bu durum, aslında hem büyük şirketlerin değerine değer kattı hem de ekonomik krizin 2008 benzeri bir finansal krizle bağlanarak seçim öncesi “büyük bir buhran” yaşanmasının önüne geçti.
Rekor Yükselişler Sürecek mi?
Yukarıda özet geçtiğim dönemde altın ve Bitcoin için özel parantez açmak gerekirse, rekor üstüne rekor kırdıkları bir fiyat performansına şahitlik ettik.


Görüldüğü üzere ikisi de Kasım 2022 sonrası rekor bir yükseliş dönemi yaşadılar. Özellikle ABD Seçimleri sonrası Trump’ın Başkan olması, Demokrat sermayeyi, Çin’i ve benzer aktörleri ABD tahvilini satarak altın almaya itti. Bunu hem korunmak hem de düzen değişimi isteyen tarafa tehdit olarak kullanmak için yaptılar.
Karşılığında ise Saylor başta olmak üzere Bitcoin yatırımı olan büyük şirketler, mevcut yatırımlarını rekor derecede artırdı ve BTC’ye kurumsal sermaye girişi zirvelere ulaştı.
Burada hem eski düzenin temsilcisi altın hem de yeni düzenin temsilcisi Bitcoin kârlı çıkan taraf oldu. 2008 sonrası kırılmaların benzerini 2019 krizi sonrası da gördüğümüz için bu iki varlık artık hem para enflasyonunu önlemek hem ideolojik temsiliyet hem de rekabet özelinde kendini korumak için birincil tercih konumuna geldiler.
Değişim sancıları bittiğinde elbette altın tarafında büyük düşüşler veya Bitcoin tarafında büyük yükselişler görebiliriz ancak uzun vadede bu iki varlığın değindiğim “yeni konumlarından” ötürü finans ve ekonomi dünyasının yeni iki lokomotifi olduğunu/olacağını düşünüyorum.